Su Akışkan Mıdır? Bir Bardak Suyun Büyük Kimlik Sorgulaması
Geçen gün mutfakta su doldururken aklıma garip bir soru takıldı: Su gerçekten akışkan mı? İlk anda kulağa "Gökyüzü mavi midir?" kadar kolay bir soru gibi geliyor. Fakat insan biraz düşününce olay derinleşiyor. Çünkü bazı şeyler o kadar hayatımızın içinde ki, onlar hakkında düşünmeyi bırakıyoruz. Su da tam olarak böyle bir karakter.
Sabah kahvemizde, duşta, çaydanlıkta, yağmurda, denizde... Her yerde karşımıza çıkıyor ama ona dönüp "Sen aslında nesin?" diye sormuyoruz.
Forum ortamında bu soruyu açsanız muhtemelen ilk cevap şöyle gelir:
"Akışkan tabii ki, bunun nesi tartışılıyor?"
Ama biraz sabır. Çünkü işin içinde hem bilim var hem günlük hayat gözlemleri var hem de düşündükçe insanı eğlendiren detaylar bulunuyor.
Akışkan Nedir? Önce Şu Gizemi Çözelim
Bilimsel olarak akışkan; üzerine uygulanan kuvvet karşısında şekil değiştirebilen ve belirli bir şekli olmayan maddelere verilen isimdir.
Bu tanıma göre sıvılar ve gazlar akışkan sınıfına girer.
Su da bir sıvı olduğuna göre teknik olarak evet, su bir akışkandır.
Fakat burada ilginç olan şey şu:
Su sadece akmakla kalmaz, bulunduğu kabın şeklini de alır. Bir bardağa koyarsanız bardak olur, şişeye koyarsanız şişe olur, kovaya koyarsanız kova olur.
Bazı insanlar yeni taşınırken kolileri yerleştirmekte zorlanır ama suyu yeni bir kaba koyduğunuzda tek bir şikâyet bile etmez.
Bu açıdan bakınca su, uyum sağlama konusunda çoğumuzdan daha başarılı olabilir.
Bir Erkek ve Bir Kadının Aynı Soruyu Tartışması
Bu konuyu arkadaş ortamında açtığımızda ortaya ilginç bir tablo çıkmıştı.
Bir arkadaşım direkt şöyle dedi:
"Akışkan çünkü fizik öyle söylüyor. Konu kapandı."
Tam anlamıyla çözüm odaklı bir yaklaşım.
Başka bir arkadaşım ise şöyle yaklaştı:
"Akışkan olması güzel ama bulunduğu ortama uyum sağlaması daha etkileyici değil mi?"
Bu da ilişki ve bağ kurma odaklı bir bakış açısıydı.
Aslında burada dikkat çekici olan şey kadın veya erkek olmak değil, insanların olaylara farklı perspektiflerden yaklaşabilmesi.
Kimisi sonuca bakıyor.
Kimisi sürece bakıyor.
Kimisi formüle odaklanıyor.
Kimisi davranış biçimine.
Su ise sessizce akmaya devam ediyor.
Belki de en akıllı taraf o.
Su Neden Bu Kadar Özel Bir Akışkan?
Dünyada birçok sıvı bulunuyor.
Yağ var.
Alkol var.
Cıva var.
Fakat suyun davranışları oldukça ilginç.
Örneğin çoğu madde soğudukça küçülür. Su ise 4 derece civarında farklı davranmaya başlar.
Bu yüzden göller tamamen dipten donmaz.
Balıklar kışın hayatta kalabilir.
Ekosistem korunur.
Bir başka ilginç durum da yüzey gerilimidir.
Su böceklerinin su üzerinde yürüyebilmesi çoğu insanın ilk gördüğünde şaşırdığı olaylardan biridir.
Bazıları bunun özel bir yetenek olduğunu düşünür.
Aslında sahnenin gizli kahramanı sudur.
Su molekülleri birbirine sıkıca tutunur ve adeta görünmez bir zar oluşturur.
Akışkan Olmak Zayıflık mı Güç mü?
Bu noktada konu biraz felsefi hale geliyor.
Çünkü günlük hayatta "çok akışkan" ya da "çok uyumlu" insanlar bazen eleştirilebiliyor.
Oysa suya baktığımızda tam tersini görüyoruz.
Kayaların arasından yol buluyor.
Engelleri aşabiliyor.
Buhar oluyor.
Yağmur oluyor.
Kar oluyor.
Ama özünde yine su olarak kalıyor.
Belki de uyum sağlamak ile kimliğini kaybetmek aynı şey değildir.
Su bunu milyonlarca yıldır gösteriyor.
En sert kayaları bile zamanla aşındırabilen şey çoğu zaman güç değil, sürekliliktir.
Evde Yapılabilecek Basit Bir Gözlem
Bir bardak su alın.
Sonra aynı suyu geniş bir kaseye boşaltın.
Ardından ince uzun bir şişeye koyun.
Her seferinde farklı görünmesine rağmen aynı maddeyle karşı karşıya olduğunuzu fark edeceksiniz.
İşte akışkanlığın günlük hayattaki en net örneklerinden biri budur.
Bu deney için laboratuvar gerekmez.
Tek gereken biraz merak.
Bilim çoğu zaman karmaşık cihazlarla değil, doğru sorularla başlar.
Peki Ya Buz?
Burada sık sorulan bir soru ortaya çıkıyor.
"Eğer su akışkansa buz neden akmıyor?"
Çünkü buz artık sıvı değil, katı haldedir.
Molekülleri belirli bir düzen içinde sabitlenmiştir.
Bu nedenle şekli korunur.
Fakat erime başladığında işler değişir.
Buz tekrar sıvı hale döndüğünde akışkan özelliklerini geri kazanır.
Kısacası aynı madde farklı koşullarda farklı davranabilir.
İnsanların farklı ortamlarda farklı yönlerini göstermesi gibi.
Forumun Asıl Sorusu
Su akışkan mıdır?
Kesinlikle evet.
Fakat bana göre daha ilginç soru şudur:
Su neden bu kadar başarılı bir akışkandır?
Hem uyum sağlar hem hareket eder.
Hem şekil değiştirir hem özünü korur.
Hem yumuşaktır hem güçlüdür.
Belki de bu yüzden tarih boyunca filozoflar, bilim insanları ve sanatçılar sudan etkilenmiştir.
Bir bardak suya bakınca sadece H₂O görmek mümkün.
Ama biraz dikkatli bakınca doğanın en etkileyici mühendislik harikalarından birini görmek de mümkün.
Sizce hangisi daha şaşırtıcı?
Suyun akışkan olması mı?
Yoksa bu kadar sıradan görünen bir maddenin aslında bu kadar olağanüstü özelliklere sahip olması mı?
Geçen gün mutfakta su doldururken aklıma garip bir soru takıldı: Su gerçekten akışkan mı? İlk anda kulağa "Gökyüzü mavi midir?" kadar kolay bir soru gibi geliyor. Fakat insan biraz düşününce olay derinleşiyor. Çünkü bazı şeyler o kadar hayatımızın içinde ki, onlar hakkında düşünmeyi bırakıyoruz. Su da tam olarak böyle bir karakter.
Sabah kahvemizde, duşta, çaydanlıkta, yağmurda, denizde... Her yerde karşımıza çıkıyor ama ona dönüp "Sen aslında nesin?" diye sormuyoruz.
Forum ortamında bu soruyu açsanız muhtemelen ilk cevap şöyle gelir:
"Akışkan tabii ki, bunun nesi tartışılıyor?"
Ama biraz sabır. Çünkü işin içinde hem bilim var hem günlük hayat gözlemleri var hem de düşündükçe insanı eğlendiren detaylar bulunuyor.
Akışkan Nedir? Önce Şu Gizemi Çözelim
Bilimsel olarak akışkan; üzerine uygulanan kuvvet karşısında şekil değiştirebilen ve belirli bir şekli olmayan maddelere verilen isimdir.
Bu tanıma göre sıvılar ve gazlar akışkan sınıfına girer.
Su da bir sıvı olduğuna göre teknik olarak evet, su bir akışkandır.
Fakat burada ilginç olan şey şu:
Su sadece akmakla kalmaz, bulunduğu kabın şeklini de alır. Bir bardağa koyarsanız bardak olur, şişeye koyarsanız şişe olur, kovaya koyarsanız kova olur.
Bazı insanlar yeni taşınırken kolileri yerleştirmekte zorlanır ama suyu yeni bir kaba koyduğunuzda tek bir şikâyet bile etmez.
Bu açıdan bakınca su, uyum sağlama konusunda çoğumuzdan daha başarılı olabilir.
Bir Erkek ve Bir Kadının Aynı Soruyu Tartışması
Bu konuyu arkadaş ortamında açtığımızda ortaya ilginç bir tablo çıkmıştı.
Bir arkadaşım direkt şöyle dedi:
"Akışkan çünkü fizik öyle söylüyor. Konu kapandı."
Tam anlamıyla çözüm odaklı bir yaklaşım.
Başka bir arkadaşım ise şöyle yaklaştı:
"Akışkan olması güzel ama bulunduğu ortama uyum sağlaması daha etkileyici değil mi?"
Bu da ilişki ve bağ kurma odaklı bir bakış açısıydı.
Aslında burada dikkat çekici olan şey kadın veya erkek olmak değil, insanların olaylara farklı perspektiflerden yaklaşabilmesi.
Kimisi sonuca bakıyor.
Kimisi sürece bakıyor.
Kimisi formüle odaklanıyor.
Kimisi davranış biçimine.
Su ise sessizce akmaya devam ediyor.
Belki de en akıllı taraf o.
Su Neden Bu Kadar Özel Bir Akışkan?
Dünyada birçok sıvı bulunuyor.
Yağ var.
Alkol var.
Cıva var.
Fakat suyun davranışları oldukça ilginç.
Örneğin çoğu madde soğudukça küçülür. Su ise 4 derece civarında farklı davranmaya başlar.
Bu yüzden göller tamamen dipten donmaz.
Balıklar kışın hayatta kalabilir.
Ekosistem korunur.
Bir başka ilginç durum da yüzey gerilimidir.
Su böceklerinin su üzerinde yürüyebilmesi çoğu insanın ilk gördüğünde şaşırdığı olaylardan biridir.
Bazıları bunun özel bir yetenek olduğunu düşünür.
Aslında sahnenin gizli kahramanı sudur.
Su molekülleri birbirine sıkıca tutunur ve adeta görünmez bir zar oluşturur.
Akışkan Olmak Zayıflık mı Güç mü?
Bu noktada konu biraz felsefi hale geliyor.
Çünkü günlük hayatta "çok akışkan" ya da "çok uyumlu" insanlar bazen eleştirilebiliyor.
Oysa suya baktığımızda tam tersini görüyoruz.
Kayaların arasından yol buluyor.
Engelleri aşabiliyor.
Buhar oluyor.
Yağmur oluyor.
Kar oluyor.
Ama özünde yine su olarak kalıyor.
Belki de uyum sağlamak ile kimliğini kaybetmek aynı şey değildir.
Su bunu milyonlarca yıldır gösteriyor.
En sert kayaları bile zamanla aşındırabilen şey çoğu zaman güç değil, sürekliliktir.
Evde Yapılabilecek Basit Bir Gözlem
Bir bardak su alın.
Sonra aynı suyu geniş bir kaseye boşaltın.
Ardından ince uzun bir şişeye koyun.
Her seferinde farklı görünmesine rağmen aynı maddeyle karşı karşıya olduğunuzu fark edeceksiniz.
İşte akışkanlığın günlük hayattaki en net örneklerinden biri budur.
Bu deney için laboratuvar gerekmez.
Tek gereken biraz merak.
Bilim çoğu zaman karmaşık cihazlarla değil, doğru sorularla başlar.
Peki Ya Buz?
Burada sık sorulan bir soru ortaya çıkıyor.
"Eğer su akışkansa buz neden akmıyor?"
Çünkü buz artık sıvı değil, katı haldedir.
Molekülleri belirli bir düzen içinde sabitlenmiştir.
Bu nedenle şekli korunur.
Fakat erime başladığında işler değişir.
Buz tekrar sıvı hale döndüğünde akışkan özelliklerini geri kazanır.
Kısacası aynı madde farklı koşullarda farklı davranabilir.
İnsanların farklı ortamlarda farklı yönlerini göstermesi gibi.
Forumun Asıl Sorusu
Su akışkan mıdır?
Kesinlikle evet.
Fakat bana göre daha ilginç soru şudur:
Su neden bu kadar başarılı bir akışkandır?
Hem uyum sağlar hem hareket eder.
Hem şekil değiştirir hem özünü korur.
Hem yumuşaktır hem güçlüdür.
Belki de bu yüzden tarih boyunca filozoflar, bilim insanları ve sanatçılar sudan etkilenmiştir.
Bir bardak suya bakınca sadece H₂O görmek mümkün.
Ama biraz dikkatli bakınca doğanın en etkileyici mühendislik harikalarından birini görmek de mümkün.
Sizce hangisi daha şaşırtıcı?
Suyun akışkan olması mı?
Yoksa bu kadar sıradan görünen bir maddenin aslında bu kadar olağanüstü özelliklere sahip olması mı?