Okek Kaçıncı Sınıf Konusu ?

Deniz

New member
“Okek Kaçıncı Sınıf Konusu?” diye soranlara cesur bir yanıt: Sınıf numarası takıntısı, öğrenmenin önündeki en büyük engel

Selam forumdaşlar,

Bu başlığı açıyorum çünkü bir türlü bitmeyen bir soruya daha sivri bir yerden girmek istiyorum: “Okek kaçıncı sınıf konusu?” Benim net görüşüm: Bu soruya kilitlenmek, hem öğrenciyi hem de öğretmeni sığ bir çerçeveye hapsediyor. Okek (Ortak Katların En Küçüğü) dediğimiz kavram; toplama-çıkarma kadar yaşamsal, kesir işleminden zaman planlamasına kadar her yere sızan bir fikir. “5 mi 6 mı 7 mi?” diye çakılıp kalmak, içeriği değil etiketini konuşmak demek. Ben tartışmayı sınıf etiketinden çıkarıp niye, nasıl ve ne zaman öğrenmeliyiz eksenine çekmek istiyorum. Hazırsanız biraz hararet katalım.

---

Müfredat vs. gerçek hayat: Okek’in pasaportu değil, işlevi önemli

Evet, farklı kaynaklarda Okek bazen bir sınıf yukarıda, bazen aşağıda görünür. Peki bu bize ne söylüyor? Şunu: Kavram, yaşla değil bağlamla olgunlaşır. Erken yaşta sezgisel örneklerle tanıştırırsınız (iki zilin birlikte çalması, iki otobüsün aynı durakta aynı anda buluşması), bir sınıf sonra asal çarpanlara ayırmayı eklersiniz, bir sonraki yıl modelleme sorularıyla yoğurursunuz. Yani “hangi sınıf?” sorusu ikinci derece; birinci derece soru şudur: Hangi bilişsel basamakta, hangi temsil ile öğretiyoruz? Tablo, sayı doğrusu, Venn diyagramı, asal çarpan ağacı, algoritmik adımlar… Etiket değil, pedagojik iskelet belirleyicidir.

---

Okek’i formüle kıstırmanın zayıf yönleri

Eleştirimin merkezinde şu var: Okek’i “asal çarpanlara ayır, ortak olanları en büyük üsleriyle çarp” gibi mekanik bir reçeteye indirgediğinizde, kavramın kalbi sökülüyor. Öğrenci “neden?” sorusunun peşinden gitmiyor; ritüeli ezberliyor. Sonra ne oluyor?

- Kesir toplarken paydaları eşitleme adımı kör işleme dönüyor; öğrenciler neden Okek’i kullandıklarını açıklayamıyor.

- Zaman/ritim problemleri (ör. saniyelik döngüler, üretim bantları, sensör sinyalleri) geldiğinde ezber algoritma bağlam taşıyamıyor.

- Okek-Obeb karışıklığı kronikleşiyor; “ortak kat” ile “ortak bölen”in kavramsal ayrımı bulanık kalıyor.

Okek’i çoklu temsil ile açmak şart:

- Çarpım tabloları ve çoklu listeler: 6 ve 8’in katlarını paralel yazmak, kesişimi görselleştirmek.

- Venn diyagramı: Asal çarpanları kümeler içinde göstermek; ortak bölgeyi büyütmenin niçin “en küçük ortak kat” verdiğini sezgisel anlatmak.

- Zaman çizelgesi: İki etkinliğin aynı anda gerçekleşme noktalarını işaretlemek; “eşzamanlılık” duygusunu içselleştirmek.

---

İki yaklaşımı dengelemek: strateji/çözüm odaklı ve empatik/insan odaklı lensler

Forumda sık gördüğüm iki güçlü eğilim var (genelleme tuzağına düşmeden, üslubu dert etmeden konuşuyorum):

- Strateji ve problem çözme odaklı yaklaşım (çoğu zaman erkek üyelerde baskın): Net adımlar ister, işlem verimliliğini arar, karmaşık veriyi sadeleştirir. Okek’te bu, asal çarpanlara ayırma, üstel gösterim, algoritma ve kontrol listeleriyle kendini gösterir. Güçlü yanı: Sistematiklik ve ölçeklenebilirlik. Zayıf yanı: Bağlam yoksunluğunda motivasyon düşebilir, “neden” arka planda kalabilir.

- Empatik ve insan odaklı yaklaşım (çoğu zaman kadın üyelerde görünür): Öğrencinin duygusunu, ilişkisini ve anlam üretimini önceleyip günlük hayat örnekleri, hikâyeler ve işbirliğini öne çıkarır. Güçlü yanı: Anlam kurma ve kalıcılık. Zayıf yanı: Yeterli teknik iskelet kurulmazsa sorun çeşitlendiğinde çözüm genellenemez.

Peki, denge nasıl kurulur?

- Problemi hikâye ve ihtiyaç üzerinden açar, çözümü net adımlara kapatırsınız.

- Grup çalışmasında roller dağıtılır: biri veri çıkarır, biri görselleştirir, biri çözüm adımlarını yazar, biri akran açıklaması yapar.

- Son turda herkes “Bu yöntemi farklı sayılara nasıl uyarlarım?” diye genelleme yazar; yani empati + strateji birleşir.

---

Tartışmalı noktalar: Neden hâlâ “5 mi 6 mı 7 mi?” sorusuna saplanıyoruz?

Bu ısrarın ardında üç problem görüyorum:

1. Sınav merkezli düşünme: “Ne zaman çıkacaksa o zaman öğrenelim” mantığı, öğrenmeyi tedarik zincirine çeviriyor.

2. Etiketle rahatlama: “Bu 6. sınıf konusu” demek, sorumluluğu sınıfa atıp pedagojiyi askıya almak demek.

3. Spiral kazanın yanlış anlaşılması: Kavramın yıllara yayılması gerektiği gerçeği, “o halde şimdi yüzeysel geçelim” bahanesine dönüşüyor.

Cevabım net: Okek’i katmanlı öğretin. Erken sezgi, orta düzey teknik, ileri düzey modelleme. Sınıf etiketi buna engel değil; doğru kurguyla güç.

---

Hatalı öğrenmenin anatomisi: üç tipik vaka

- Vaka 1 – Karıştırma sendromu: Öğrenci “ortak” kelimesinden hareketle Obeb/Okek’i yer değiştiriyor. Çözüm: Bölme-katma ikiliğini somutlaştırın. Bir miktarı bölüşmek (obeb) ile periyot eşitlemek (okek) farklı ihtiyaçlardır; iki ayrı hikâye yazdırın.

- Vaka 2 – Oransız eşitleme: Kesir toplamada Okek yerine rastgele kat alınıyor, paydalar devasa şişiyor. Çözüm: “En küçük ortak” vurgusunu verim argümanıyla anlatın; gereksiz büyütmenin işlem yükü ve hata riskini artırdığını gösterin.

- Vaka 3 – Mekanik asal ağacı: Öğrenci her sayı için aynı ağacı çiziyor ama kontrol yapmıyor. Çözüm: Sonuçtan geriye doğrulama adımı ekleyin: Bulduğunuz Okek, iki sayının katı mı? Daha küçük bir ortak kat var mı?

---

Uygulanabilir yol haritası: katman katman Okek

- Sezgi dönemi (erken ortaokul/öncesi): Çoklu listeler, ritim örnekleri, takvim çakışmaları. “Ne zaman birlikte olur?” sorusuyla merak uyandırın.

- Teknik iskelet (orta basamak): Asal çarpanlara ayırma, üstel gösterim, Venn diyagramı. Yöntemlerin eşdeğerliğini karşılaştırın.

- Modelleme ve genelleme (ileri basamak): Kesirlerde ortak payda seçimi, makine/iş planı, sensör/örnekleme periyotları, kodlama etkinlikleri. “İki değil, n periyot için Okek nasıl bulunur?” diye ölçeklendirin.

- Aktarım (sınav/uygulama): Karma sayı kümeleri, bağlamsal problemler, denetimli çözüm. “Hangi yöntemi, ne zaman ve neden?” sorusunu yazılı refleksiyonla kapatın.

Bu yol haritası, “hangi sınıf?” tartışmasını içerik hiyerarşisine çevirir. Öğrenci konuya tekrar döndüğünde bir üst katmanı inşa eder; bilgi yatay değil dikey büyür.

---

Öğretmen ve ebeveyne eleştirel çağrı: soruyu yeniden kurun

“Okek kaçıncı sınıf?” yerine şu soruları sorun:

- Öğrenci hangi temsil düzeyinde? Listeleme mi, asal ayrıştırma mı, görselleştirme mi?

- Hangi hatayı yapmaya meyilli? Karıştırma mı, verimsiz eşitleme mi, kontrol eksikliği mi?

- Okek’in neden gerekli olduğu bir bağlam kuruldu mu?

- Sonuç doğrulaması (kat kontrolü, daha küçük ortak var mı?) adımı otomatikleşti mi?

Bu sorularla çalışınca sınıf etiketi, yol üstü bir levha olur; direksiyonu pedagojik akıl tutar.

---

Ateşi yükseltecek provokatif sorular

- Okek’i sınıf etiketiyle sabitlemek, erken merakı köreltmiyor mu?

- Kesir toplamayı “Okek yoksa olmaz”a indirgemek, stratejik esnekliği öldürmüyor mu?

- “Asal çarpan şarttır” dogması, bağlamı gereksizce algoritmik hegemonyaya teslim etmiyor mu?

- Empatik bağlam kurmadan, “doğru cevap” kalıcı davranışa dönüşür mü?

- Strateji odaklı yaklaşımı “soğuk”, empati odaklı yaklaşımı “soft” diye yaftalamak, ikisinin en iyi yanlarını beraber kullanmamızı engellemiyor mu?

---

Son söz: Sınıf numarası değil, yaklaşım belirler

Okek, bir sınıfın tekelinde değil; öğrenme katmanlarının ortak kesişiminde. Stratejik akıl, sağlam bir çözüm omurgası kurar; empatik bakış, bu omurgaya anlam ve motivasyon taşır. Etiketi değil, içeriği konuşalım. Sınav takvimini değil, zihnin takibini önemseyelim. “Okek kaçıncı sınıf konusu?” diye soranlara benim yanıtım budur: Tam da şimdi, öğrencinin hazır bulunuşluğunun olduğu her an. Haydi, siz de elinizi taşın altına koyun: Sınıf etiketini savunanlar ve katman yaklaşımını benimseyenler, argümanlarınızı masaya getirin. Hangi örnekler ikna edici? Hangi hatalar en yaygın? Tartışmayı ısıtalım, ama kavramı soğutmayalım.